Posts

Showing posts from May, 2025

Çakırcalı Efe

Image
Üstat Yaşar Kemal'in kitabı için eleştiri yazmak ne haddime desem de, deniyorum işte. Allah utandırmasın.Adına türküler yazılan, dünya basınında yerini bulan Çakırcalı Efe'nin hikayesini anlatıyor. Kitap yaşam öyküsü türü ile basıldığını iddia etmiş. Başlangıçtaki Yaşar Kemal tarafından açıklamadan anlıyoruz ki onun notları, tanıdıkları ile söyleşileri ve araştırmalarını içeriyor.  Okurken buradaki karışıklığı yaşıyoruz. Roman gibi başlıyor ama hikaye sıralı gitmiyor. Notları toparlamada bir özensizlik hissediliyor. Sondaki Albay Rüştü Kobaş'ın ağzından anlatılan kısım neden roman tarzı yazılmamış, ya da başka alıntılar neden roman tarzı yazılmış gibi sorular uyandırıyor. Çakırcalı ya da Çakıcı'nın  hikâyesini çocukluktan ölümüne anlatıyor. Öyle anlatıyor, öyle yaşatıyor ki dağlarda yanında Yaşar Kemal vardı sanıyorsunuz. Bu hikayeyi ya da herhangi bir eşkıya hikayesini, bize bu kadar hissettirerek, Yaşar Kemal'den daha iyi yazacak yazar gelir mi, sanmıyorum. Kitabı...

Ölümün Sonu

Image
3 cisim probleminin Cixin Liu'nin yazdığı son kitabi.  Bir kadinin insanlara olan nefreti ile baslayan üçleme yazarın insanlığa olan nefretini ve küçümsemesini anlamamızla sona eriyor. Nispeten olumlu biten ikinci kitabin ardından, ateşkes dönemi ile baslayan kitap bize öncelikle ateşkes dünyasının umutları ve saflığını anlatıyor. Bu dünyanın insanları öyle naif öyle saf ki, ateşkesin devamı için aralarında en naif olanı seçiyorlar. Bu arada biz okuyucular Cheng Xin'i tanıyor ve hikayedeki yerini anlıyoruz ama dünyadaki herkesin onu tanıması üstelik uzun suren hibernasyondan yeni uyanmış olduğu halde, ona güvenmesi kitabin en tuhaf yanlarından biri. Cheng Xin'in secilmesiyle ateşkes sona erdiği gibi, onun naifliğinden dolayı kullanamadığı silah ile insanlık tamamen savunmasız yeni bir döneme giriyor. Trisolarisler bir robot üzerinden insanlığı kısıtlıyor, sürgüne yolluyor. Acımasız robotun Japon bir kadin seklinde olması yazarın hem Japon düşmanlığının hem misojinisinin alt...

Vakıf

Image
  Çekinerek yazdığım bir yazı daha.  Bilim kurgu hayranları tarafından çokca okunan ve yorumlanan "Vakıf" sersinin ilk kitabı. Kitap, çökmekte olan Galaktik İmparatorluğun başkentinde başlıyor. Vakıf'ın hangi şartlarda ve neden kurulduğunu anlatıyor. Sonraki bölümlerde, zaman atlamaları ile, "Vakıf" uygarlığının büyümesine, gelişmesine, farklı dönemlerde, farklı sorunlarla başetmesine tanık oluyoruz. Asimov, bir uygarlığın sıfırdan nasıl kurulduğunu, çökmesinin nasıl pamuk ipliğine bağlı olduğunu, her dönemde farklı karakterler üzerinden, çarpıcı bir dil ile bize anlatmış. Kitabın en tatsız tarafı pek çok diğer bilim kurguda olduğu gibi, kadın karakter yoksunluğu. Kitap boyunca adı geçen tek bir kadın var. O da oldukça sevimsiz bir karakter. Bir gezegende hayat kuruluyor, dinler, meslekler yeniden tanımlanıyor, bir prens tahta çıkıyor. Ve bütün bunlar olurken ortada hiç ama hiç kadın yok. Asimov'un feminist olduğunu bilmesem bu kısmı daha saldırgan yazabilir...

Tersine Dünya

Image
Çok okunan, filmi izlenen, çok da eleştirilen bu romana yaratıcı yorum yazmak biraz zor benim için. Roman toplumsal rollerin tersine döndüğün bir dünyada geçiyor.  Erkekler evde temizlik yemek yaparken kadınlar çalışıyor, kavga ediyor, çapkınlık yapıyor. Roman kabadayı (kaba teyze mi demeliyim) Leyla’nın nara atarak mahalleye girmesi ile açılıyor. Sonrasında Leyla, kocası, mahalleli ve tanıdıkları üzerinden rol değiştimini detaylandıran hikayelerle devam ediyor. Kitap her Orhan Kemal kitabı gibi oldukça mizahi bir dille yazılmış, su gibi okunuyor fakat sanırım tek iyi yönü bu. Aslında roman değil de tiyatro oyunu olarak yazılmış havası veren hikaye akışı, derinlikten yoksun karakterler, her karakterin karikatürize seviyede abartılı oluşu kitabı çok zayıflatıyor. Orhan Kemal çıkarcı, tutarsız, namussuz karakterler yazmayı sever  ama sanırım bu romanda tek bir namuslu karakter yok.  Romanda kafama takılan birkaç konu hakkında: kadın olarak da yorumlarsam; erkelerin çalıştığ...

Cumartesi

Image
Roman bir sinir cerrahinin bir cumartesi gününü anlatıyor . Sabaha karşı 3'te cerrahin uyanması ile başlayan roman, pazar sabaha karşı bitiyor. Tabii ki herhangi bir cumartesi günü değil o gün. Londra'da gelmiş geçmiş en büyük protesto olan Irak savaşına karşı protestonun olduğu cumartesi günü. Gün sadece toplumsal açıdan degil cerrah acısından tarihi bir gün olarak noktalanıyor. Cerrah  gün boyu bir taraftan yaşlanıyor muyum diye düşünüp kendi hayatini inceliyor, bir taraftan günlük etkinliklerine devam ediyor. Hayata dair her detaya incelikle dokunan roman, tek bir kişinin düşünce akışı içinde hem herhangi bir günümüzü hem de hayatimizin tamamini her sayfada düşündürüyor. Tam "ben de böyle bireysel bir adamım napalım" derken, kazın ayağının öyle olmadığını her aksiyonumuzun hem kendi çevremiz için hem de başkaları için reaksiyonları olduğunu görüyor.   Kitabın beni yoran kısmı çok uzun cerrahi açıklamalar, ameliyatın her detayının sayfalarca anlatılması oldu. Ian Mc...