Madam Bovary
Köy hekimi kocasını, roman kahramanları ile karşılaştırıp beğenemeyen, Emma'nin hazin hikayesi. Hazin derken, kendi yıkımına o kadar bilerek, isteyerek gidiyor ki trajikomik demek belki daha doğru olur.
Emma, köylü babasının tarafından, annesiz kalan kızına, iyi bir eğitim alsın diye manastıra gönderilir. Orada önce annesinin yasi ile dine bağlanır fakat sonrasında romanlara tutulur. Ve kendi hayatının bir roman gibi olmasını bekler. Genç bir kızın hayatı romanlar üzerinden değerlendirmesi normal tabii ki fakat, Emma bunu tüm yetişkinlik hayatında da devam ettirir.
Kafası 16 yaşında Wattpad okuyan kızlar gibi çalışan Emma ile, karikatürize yazılmış, dünyadan bir haber, saf aşık kocasının evliliği mutlu olmaz tabii ki. Ama bu tuhaf koca Emma'nin mutsuz olduğunu bile anlamaz yıllarca. Emma ne kocası ile ne çocuğu ile ilgilenir, adam bundan da asla rahatsız olmaz. Bütün köy kadinin kocasını aldattığının farkındadır ama koca inatla anlamaz.
Emma kendini bir aşk macerasından başka aşk macerasına atar, bu arada romanlardaki sahneleri yakalamak için su gibi para harcar, fakat yine de sıkılır. Çünkü romanla gerçek hayatin farkını anlayamaz.
Kısaca bencil bir kadinin macera peşinde bir aileyi mahvetmesini neredeyse Yeşilçam filmi tadında karikatürize karakterler üzerinden okudum ve bu kitabin neden bir klasik sayıldığını, neden bu kadar konuşulduğunu asla anlamayacağım.

Comments
Post a Comment