Vakıf ve İmparatorluk
Vakıf serisinin bu ikinci kitabı iki farklı dönem ve iki büyük olay etrafında geçiyor. Sıfırdan bir uygarlığın kurulmasını izlerken, bir taraftan da 12000 yıllık bir imparatorluğun çöküşüne tanık oluyoruz.
İlk bölüm Vakıf'ın kurulmasından 200 sonrasında geçiyor. İmparatorluk Hari Seldon'un hesapladığı kadar küçülmüş, fakat tamamen güçten düşmemiş durumda. Okurken bana Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünü hatırlattı, araştırınca Asimov'un Roma İmparatorluğu'nun çöküşünden etkilenerek yazdığını öğrendim. Koca bir imparatorluk, 12000 yıllık bir kültür, hangi şartlar altında, nasıl çöküyor, Asimov çok etkileyici ve ikna edici bir şekilde anlatmış.
Beni asıl çarpan kısım ise, bilim ve teknoloji olmazsa 200 yıl gibi kısa bir sürede, ne kadar geri gidilebileceği oldu. Vakıf, İmparatorluk'un yüksek günlerindeki teknoloji ve ham maddelere sahip değil ona rağmen, diğer gezegenler tarafından "Sihirbazlar" olarak anılıyorlar. Gençler eski hikayelere inanmıyor, kayıtlar var ama o kayıtları oynatacak teknoloji kalmamış. Güç, zenginlik, tenoloji nedir o kadar bilmiyorlar ki, peri masalı gibi dinliyorlar.
Vakıf ekonomik etki alanını büyüttükçe kaçınılmaz olarak İmparatorluk ile karşı karşıya geliyor, ne kadar güçlü ve zengin de olsalar gerçek bir savaş görmemiş Vakıf mı kazancak? Yoksa yılların deneyimi olsa da güçten düşmüş, politik çıkarlar içinde boğulmuş İmparatorluk mu?
İkinci bölüm 100 daha sonrasında geçiyor. Bu dönemde ilk kez Vakıf'ın geriye gittiğini gözlemliyoruz. Demokrasi bitmiş, yönetim babadan oğula geçiyor. Oldukça sıkı bir denetim var, muhalefet yeraltına inmiş. Vakıf tarafından yerleşime açılan gezegenlerle bile aralarında bir kopukluk var. İlk sayfalardan bir şeylerin kötüye gideceğini belli eden bölüm ilk iki kitabın en kasvetli bölümü.
Katır diye nasıl göründüğü, nereden geldiği belli olmayan biriö birden tarihin ortasına düşüyor ve beklenmedik biz hızla tarihi değiştiriyor. Bu elbette bir Seldon Krizi, fakat eğitim artık Vakıf'ta da geriye gitmeye başlamış ki gençler "Seldon Krizi" ne demek bilmiyor. Peki Hari Seldon bunu hesap edebildi mi?
Asimov görkemli olayları, oldukça sade bir dil ile, kendi görkemlerini bozmadan yazmış. İlk bölümdeki karakterler ile pek empati kuramasam da ikinci kısımdaki her bir karakter oldukça etkileyiciydi. Hikayelerin toplumsal ilerlemeye paralel olumlu bitmesine alışmışken son hikaye biraz üzücü, fakat ikna edici, oldukça da politik bir bölüm bu.
Önceki kitapta eleştirdiğim kadın karakter yokluğu bu kitapta Bayta gibi bir baş karakter ile doldurulmuş. Bu tarz kitaplarda sık görülen iki kadın tipi vardır: ya çok edilgen ya da "oğlan çocuğu". Bayta'nın bu iki tipe de girmeden kendine özel bir karakter olmasına bayıldım. Cesur, eğitimli ama titiz, kocasının sağlığına dikkat ediyor.
Bir bakalım bu neymiş diye öylesine başladığım seriye hayran oldum. Sanırım sadece orijinal üçlemeyi değil, sonrasında yazılan önceyi ve sonrayı da anlatan tüm kitapları okuyacağım. Sadece bilim kurgu severlere değil, toplum yapısı ve tarih üzerine okumayı seven herkese tavsiye ederim.

Comments
Post a Comment