Kızıl Karma
Grange'ın ne kadar özensiz de yazsam nasıl olsa satılacak yaklaşımıyla yazdığını düşündüğüm son romanı.
Hikaye Paris'in en hareketli dönemlerinden 68 yazında geçiyor. Kitabın tamamında en sevdiğim kısımlar 68 yazından bahsedildiği ve -belli ki yazarın çok sevdiği- Paris sokaklarından bahsettiği kısımlar oldu.
Biri polis, diğeri öğrenci iki çok zeki kardeş, onların çok dindar, fakat her ikisini de evlilik dışı doğurmuş anneleri, birine annelik yaparken diğerine yabancı anneanne. Grange aile sevmediğini bir kez daha bu karmaşık ile ile gözümüze sokuyor.
Sonra cinayetler başlıyor. Ve mistisizm. Bildiğiniz, bilmediğiniz, duyduğunuz, duymadığınız her türlü doğu dini ve mistik inanç bir şekilde bu cinayetlerle ilişkileniyor. Tarot kartı pozisyonunda bulunan maktulün yakın arkadaşı, zengin ve şımarık kız nedense serseri polisimiz tarafından soruşturmaya dahil ediliyor ve hikayenin sonuna kadar aktif rol alıyor.
Sonunu kör gözün parmağına gibi baştan belli eden, Türkçe baskısında kapak yazısında sürpriz bilgiler veren, polisiye, macera hiç bir türe uymayan, son derece özensiz bir kitap. Bugüne kadar 6 farklı kitabını okudum, şaheser değillerdiyse de böyle bir özensizlikle yazıldıklarını düşünmemiştim. Önceki kitaplarında gazeteci geçmişine bağladığım bir araştırma ve bilgi akışı olurdu. Bu kitapta herşey çorba gibi karışmış. Eski Grange kitaplarına en benzer yanı sınırsız şiddet sahneleri.

Comments
Post a Comment