Cinayetler Kulübü
Miss Marple'ı var eden Agatha Cristie'nin farklı zamanlarda yayımladığı 13 hikaye.
Salı Gecesi Cinayetler kulübü, köyde sıkıcı bir gecede misafirleri eğlendirmek için başlıyor. Aralarına ayıp olmasın diye aldıkları, yaşlı kız kurusu Miss Marple'ın her hikayeyi ilk çözen olmasına her seferinde bir kez daha şaşırıyorlar.
İlk 6 buluşmadan sonra zaman atlıyor başka bir zamanda bir kısmı aynı olan grupla 6 hikaye daha anlatılıyor. 13. hikaye Miss Marple'ın tahmin dışında pek de içinde olmadığı ama oldukça çarpıcı sonu olan kendi köyüne ait bir hikaye.
20li yaşlarımda ilk okuduğumda bu kadın süper kahraman mı? Nasıl yani? diye inanmayarak okumuştum. Geçen yıllar bana gösterdi ki, insanları derinden incelemenin ve tanımanın tek yolu uzun yıllar aynı köyde yaşamak. Şehirde bir insanı günde iki saat görerek tanımamız imkansız.Köyde biri hakkında en az 3 nesillik bilgi edinmek mümkün. Köyde büyümüş biri olarak söylüyorum ki, Miss Marple gibi zeki bir kadınsanız ve bir de evlenmeyip, düşünmeye vakit de ayırabiliyorsanız, ortaya şimdiye kadar okuduğum en gerçekçi dedektif çıkıyor. İnsan doğasının her yerde aynı ve kötü olduğu tezini doğrulayan 13 hikaye, ülkenin farklı noktalarında geçse de, her birinin St Mary Mead'de bir paraleli var. Dünyada olup olabilecek her gizemin bir iz düşümü bu köyde ve her köyde yaşanıyor.
Gelelim sıkıntılarına...
Agatha Christie'nin kadın düşmanlığını en çok gösterdiği kitaplardan biri, Mrs Bantry açık açık kadın nefretinden bahsediyor. Sırf güzel diye aktris Jane aptal olarak anlatılmış ki öyle olmadığını kendi hikayesini okuyunca anlıyoruz. Agatha Christie'yi rahatsız etmeyen tek kadın türü bahçesi ile uğraşanlar sanırım, onlar dışında her kadın profili ya aşağılanmış ya da kötü karakter olarak yazılmış. Okumaya değer mi? Tabii ki her Miss Marple kitabı gibi değer fakat dünyanın en çok okunan kadın yazarlarından, dedektif romanlarının ilklerini yazarak türleri oluşturmuş bir kadının, bu kadar kadın düşmanı olması çok üzücü.

Comments
Post a Comment